Kar’da Kamp- Akut’a Mağara eğitimi

0
94

İstanbul’da uyarı üzerine uyarı.. “Kar geliyor, sokağa çıkmayın, trafiğe girmeyin” .. Kim dinler. AKUT’a mağara eğitimi vereceğiz ve kamp kuracağız. Ender, ben, Sebahat ise eğitmenler. Baş eğitmen tecrübesiyle Ender Usuloğlu. AKUT merkezden çıkarkan hava soğuk.. Bizler 3 eğitmen, 7 AKUT’lu ve bir misafir olarak Düzce’ye doğru yola çıkıyoruz.

Keyifli bir yolculuk ardından Yığılca Aksu köyü’ne varıyoruz. Henüz kar az..Ama yerler kar kaplı. Herkes kamp malzemesini sırtlanıp kamp alanına doğru hareket ediyor. Ekip hiç de fena değil…Bir yerde zorlanıyor sadece. Kamp alanına geldiğimizde herkes çadırını kuruyor. Kimi benim gibi yalnız, kimi çadır ortağıyla.. Aslında çadır ortaklığı için Ender çok ısrar etti ama ben yalnız kalmakta ısrarlıyım. Çimen üstünedeki karı temizleyip çadırımızı kuruyor ve mışıl mışıl çadırımızda uyuyoruz.

Sabahleyin ilk kalkan ben oluyorum. Sonrasında Ender.. Herkesi uyandırıyoruz. Hava soğuk ama enfes..Minibüs’e varıp şoförümüz Şahin abi’yi uyandırıyoruz. Mağara malzemeleriyle birlikte Sarıkaya mağarasının yolunu tutuyoruz. Kar tipi şeklinde başlıyor. Kuvvetli rüzgar altında kahvaltımızı yapıyor, zar zor sıcak kahvemizi yudumluyoruz. Sonrasında Sarıkaya mağarası yolunu tutuyoruz.

Sarıkaya mağarası vadinin bitiminde batan su ve geniş ağzı ile bağlıyor. Görkemli ağzını oldukça büyüleyici..Ender başı çekerken ben kuyruk oluyorum. Sebahat ise ortada..Herkes çok hevesli. İlk galeri oldukça büyük..Galeriden ip ve merdivenle iniş sağlıyoruz. Sarıkaya mağarasından -151 metrelik iniş ile 717 metre yol alıyoruz. Suyun battığı son nokta olan sifona kadar ilerleyip geri dönüyoruz. 4.5 saatte mağara tamamlanarak kampa geri dönüş sağladık.

Kamp sonrasında ekipden sağlam kalan bizler yani Ender, ben, Ebru, Alper, Ahmet Aksu mağarasına doğru ilerledik. Sulu mağara olan Aksu mağarasında tamamen ıslanarak 4 saat geçirdik. Mağara’da zaman zaman Alper, Ebru ve Ahmet su da yüzdüler. Ancak iyi performans gösteren ekip başarıyla gece saat 02:00 civarında kampa dönmeye başardı. Kampa geri geldiğimizde çadırlarımızın karlarla kaplı bulduk. Benim çadırım kısmen çökmüştü.. Sırılsıklam halimizi görülmeye değerdi.  Herkes yatmış horultuları duyuyorken ben soyunup çadırıma girdik.  Hava tahmini olarak sıfırın altında bir derece.. Beş yıldızlı çadırımda uyku tulumuma sarılıp yatıyorum. Sabah oluyor..Bu sefer ilk kalkan ben değilim..Ender’in sesi ile uyanıyorum. Uyku tulumum öyle sıcak geliyorki.. İlk önce kalkmamak için direniyorum kendi kendime.. Sorna temiz hava ve kar beni çağrıyor. Kar çadırın kapısını kapatmış. İçeriden biraz silkeyince ancak çıkabiliyorum.

Çadırları toplayı minibüse doğru yol alıyoruz. Ender çoktan varmış bile. Ben hemen arkasından yol alıyorum. Ancak kar o kadar yolu kapatmış ki sırt çantamda tüm kampın yükü ile çok da kolay yol almıyorum. Minibüs’e vardığımda ise rahat bir nefes alıyorum. Sonrasında kahvaltı hazırlıklarını yaparken kampın diğer sakinleri yavaş yavaş geliyorlar.

İşte çok az kareleyebildiğim fotoğraflar:

Ortadaki ben:

Gece Aksu mağarası dönüşü:

Çadırımı temizlerken ben:

Pazar kahvaltısında:

Bir enfes macerayı daha bitiriyoruz. Pazartesi günü en dinç olan benim. İstanbul’un kar altında esir düşmesine sadece gülüyorum..

HENÜZ YORUM YOK