Vahşi Atların diyarındayız

1
564

Cuma günü Bursa’da işimizi bitiriyoruz. Sonrası mı? Kararsızlıklar zinciri sonucunda hiç bilmediğimiz Spil Dağı’na karar veriyoruz..Ne kadar uzaktayız, nerede kalırız, kaç saatte gideriz bilmiyoruz. Spil dağı adını ilk olarak 2 Ay önce duydum. Gece’nin bir yarısı ise 4-5 dakika şöyle bir internette göz attım. Neyse neredeyse gideceğiz. Nuray yolda giderken bir yandan kalacak yeri ayarlıyor. Biblo ise her zamanki gibi heyecanla çevreyi seyrediyor. Nuray Orman Müdürlüğünden yer ayarlıyor. Pahalı ama karar verdik gidiyoruz. Hafta sonu için küçük evlere 130 TL veriyoruz.  Evlerde ise her şeyi bizim getirmemiz gerekiyor. Biz ise bu sefer hazırlıksız. Yanımızda çadır ve kamp malzemelerimizde bulunmuyor. Neyse Bursa’dan çıkmadan önde Mudanya yolundaki Özdilek Alışveriş merkezine girerek temel ihtiyaçlarımızı alıyoruz.  Spil Dağın’daki evlerden rezervasyon için 0 236 237 10 63-65 telefonlarını aramak gerekiyor.

Epey bir yol aldıktan sonra Manisa’ya variyoruz. Aslında Spil Dağı’nın Manisa’nın hemen dibinde olduğunu da yolda Nuray Netbook’undan internet araştırmasına öğreniyoruz. Aslında bu duruma biraz moralimiz bozuluyor. Hemen şehirin dibinde olan bir yer için bu kadar yolculuğa değecek mi? sorusu işaret oluşturuyor. Spil Dağı’nı yavaş yavaş tırmanıyoruz. 23:30 civarında konaklamayı yapacağımız zirveye en yakın yere varıyoruz.  Yer ayırttık ancak Orman memurlarından iz yok. Neyse kaldıkları lojmanı bulup uykularından kaldırıyoruz. Pek memnun olmasalarda evimizi gösterip anahtarı teslim ediyorlar.

Zaten bir kaç parça olan eşyayı eve taşıyıp hemen veranda’ya çıkıyoruz. Çevre’de otlayan atları görüyoruz. Sessizce biz onları izlerken kaslı vücutları ve asil görünüşleri etkiliyor bizler.. Ne bir eğer ne de başka bir şey var. Tamamen serbest durumdalar. En öne birisi çıkıp bizi iyice süzüyor ama sonradan otlamaya devam ediyor. Bu muhteşem iletişim gecenin sessizliğinde ve büyülüceği etkisi yaklaşık yarım saat kadar sürüyor. Nuray’la ikimizde masal diyarında gibiyiz.. Yabani atlar özgür ruhları ve kusursuz bedenleriyle hemen karşımızda duruyorlar. Yatağımıza yatarken bile yukarı kattaki pencereden seyretmeye devam ediyoruz.

Ertesi sabah kalktığımızda hep beraber yürüyüşe geçiyoruz. Evlerin önünde bulunan büyük yeşil alanı aşığ yola çıkıyoruz. Oradan hemen yanımızda bulunan kurumuş göleti ve yaylayı ziyaret ediyoruz.

Kaldığımız evde küçük buzdolabı ve ocak bulunuyor. Hepimiz çok açıktık. Sağlam bir kahvaltı yapıp çevreyi gezinmek için yola çıkıyoruz. Geceleyin geldiğimiz yola geriye doğru giderek Spil Dağı’nı gezmeye başlıyoruz. İlk ziyaret noktamız aşağıdaki gölet oluyor.

Gölet o kadar etkileyici değil ancak çevresindeki yaban laleri görülmeye değer. Harika olan lalelerin doğal ortamlarında görmek son derece etkileyici. Lalelerden karelerimiz:

Göleti ve yaban dağ lalelerini terk edip aşağı doğru yol alıyoruz. Bir levha ile yamaç paraşütü yapılan noktaya doğru ilerliyoruz. Burası umduğumuz gibi Manisa’yı tepeden izliyoruz.  Manisa’daki sanayi ve şehri rahatlıkla gözlemlemek mümkün.

Sonrasında aşağıya inmeye devam ediyoruz. Turgutalp’de karnımızı doyurup çayımızı içip tekrar kamp alanına doğru yola çıkıyoruz. Kamp alanından ilerleyip dolin gölünü arayışa geçiyoruz. Dolin karst yapı içinde çökme sonucunda oluşan tava şeklinde çukurluklardır. Suyla dolarsa dolin gölü diye adlandırılıyor. Kamp alanından dağın güney-doğu tarafına doğru devam ediyoruz. Yolda ilerlerken vadinin diğer yakasında pek çok mağara görüyoruz. Bir yandan  fotoğraflıyoruz bir yandan devam ediyoruz. Bir virajı alır almaz önümüzde Spil Dağı’nın özgür atları karşımızı çıkıyor. Hemen duruyoruz. Sürünün lideri geri dönüp bze bakıyor ve gözlemliyor. Sürü ilerlerken o bizi gözünden ayırmıyor. Araçı bırakıp Nuray’la yürüşe geçiyoruz. Atlar bir noktada yoldan ayrılıp dağa yöneliyorlar. Ne kadar ürkek davransalarda konumlarını bozmuyorlar. Nuray’la çok da kısa olmayan bir süre onları hem seyrediyor hem de fotoğraflıyoruz. Bizlerde pek çok kişiye özgürde olsak onların asil ve özgür duruşları oldukça etkileyici…Umarız ki asırlarca bu özgürlükleri devam eder ve Spil dağı’nın asıl sahipler onlar olurlar. Şunu unutmamak gerekiyor Spil dağında misafir olan bizleriz ve saygılı bir misafir gibi davranmalıyız. İşte Spil Dağı’nın yaban atları:

Bir önceki gece yarısı yaban atlarının hemen yanıbaşımızda otlamasından sonra bu manzara bizi daha da etkiliyor. Hep yarıştırılan, çalıştırılan atları görmeye alışıp olduğumuz atları bu şekilde özgür olunca ben de büyük bir haykırış hissi uyanıyor. Onlar özgürler ve istedikleri gibi davranıyorlar. Kimsenin veya hiçbir sistemin kölesi değiller… Onlar sadece ve sadece Spil Dağ’ının özgür atları..

Bu etkileyici manzarayı bırakıp dolin gölü’nü bulma umuduyla aşağı doğru inmeye devam ediyoruz. Aşağı inerken başka bir sürü daha karşımıza çıkıyor. Bu sürede bulunan taylar oldukça sevimliler. Bunları da dakikalarca seyrediyoruz.

Aşağı  doğru topraklı yolda yol alıyoruz. Keşfetmek öyle güçlü bir duygu ki kimse bu yoldan sizi ayıramıyor. Zaman zaman saatlerce güneş altında alıyor, zaman zaman da bu şekilde  toz içindeki virajlı yolda yol alıyorsunuz. Aşağıdaki köye doğru ilerliyoruz. Yolumuza ilk çıkan araca dolin gölünü soruyoruz. Aslına bakarsanız klasik Ege’li yanıtı olarak oraya gitmek zor yanıtını alıyoruz. Önce yol alsakda onca caydırıcı cevaba yebik düşüp dönüş yoluna geçiyoruz. Bu yenilgi içimizde kalıyor. Ancak Anadolu insanına olan güvenme duygumuz daha ağır basıyor..Nitekim Ege insanı biraz daha farklı. Kesinlikle güvenilmez değil ama daha yavaş ve ağırkanlı.. Nitekim oyun havaların da belli değil mi?

Yukarı çıkarken aradığımız dolin gölünü görüyor ve hemen gölün kenarında bulunan aracı fark ediyoruz ve üzülerek uzaktan izliyoruz. Varlığını görmek bile mutlu ediyor ama yöre halkını tanıyarak hareket etmenin gerekliliğini öğreniyoruz. Maalesef bize göre Ege halkı biraz daha ağır kanlı ve onların zor dediği bizim için günlük yaşantı olabiliyor. Kimse alınmasın ama bizim için durum böyle.. Ulaşmadığımız dolin gölünün uzaktan görüntüleri. Gölün kenarında bulunan araca imrenerek bakıyoruz:

Dolin gölü umduğumuzdan daha büyük. Dolin gölü’nün büyüklüğü bu civardaki mağaraların ne kadar araştırılmaya değer olduğunu ortaya koyuyor.

Ertesi gün kahvaltısı sonrasında kısa bir geziyle Spil Dağın’dan İstanbul’a doğru yola çıkıyoruz. Spil Dağın’dan son kareleri alarak yola Spil dağı’nı terk ediyoruz.

1 YORUM

  1. Arkadasimin Manisa spil ziyaretini taktirle ve Manisali olarak ovuncle okudum: Spil ve Manisa yi anlatmaya ciltler dolusu yazimlar az gelir.Aglayan kaya,tarzan,mesir,billur gibi sulari,hertarafin yesilligi,temiz havasi,leziz yemekleri,gulumseyen Manisa ege insani,uzumu,zeytini,her turlu meyvesi,zeybegimin meydan okuyan oynayisi,anlatmayla degilde yasamayla ogrenilecek baska illerde pek olmayan ozellikleriyle(teknolojinin bassehri)tarih dolu cicek misali Manisa;Gelende hic olumsuzluk biarakmayan,guzel anilarla ayrilanacak,ama ilk firsatta tekrar gelme umidini eksiltmeyen sehzadeler sehri MANISA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here