Samanlı Dağlarının Gölleri

0
191

Bu bölgedeki göllerin neredeyse tamamı 1000 metrenin üstünde. Hepsi vadilerde yer alan bu göller Akyazı, Göynük, Mudurnu üçgeninde bulunmakta. Bu bölgedeki göllerin bolluğu oldukça fazladır. Yedigöller ve Abant’ıda kapsayan bu göllerin ortak özelliği heyelan sonucunda dağın kaymasıyla derelere doğal bent oluşturması ve bunun sonucunda günümüzdeki gölleri oluşturmuştur. Akıp giden bu dereler önlerindeki bente takılıp derin vadilerdeki harika gölleri oluşturmuşlar. Bu bölgedeki popüler göller

– Abant
– Yedigöller
– Sünnet Gölü
– Çubuk Gölü
– Gölcük
–  Sülüklügöl

Bizim en popüler göllerimizden biri Abant gölü. Çok defa gittiğim bu gölü ayıran en büyük özelliklerinden biri göl suyunun daima berrak olması. Çevresi Orman Memurları tarafından iyi korunduğu içinde halen temizliğini koruyor. Kamping alanının belirlenmesi, pikniklerin belirli yerlerde yapılması, belirli yerler dışında izinsiz ateş yakılmaması  Abant’ın temiz kalmasını sağlıyor. Elbette bunda denetimin büyük payı var.

Taraklı ve Göynük ziyaretlerimiz sonrasında Göynük Doğa Otel’inde kalıyoruz. Bu otel çevredeki en iyi alternatiflerden biri. Otel hem Çubuk hem de Sünnet Gölü’ne son derece yakın. Aynı zamanda Göynük’e de çok yakın. Otel odaları temiz ve rahat. Fiyatlar ise  makul. Otel’e http://www.dogaotel.com.tr/ adresinden erişebilirsiniz.  Eğer tarihi konaklarda kalmak isterseniz Mudurnu bu konuda iyi alternatifler sunuyor.

Otel’e gitmeden akşam üstü Çubuk Çubuk Gölü’ne gidiyoruz. Göynük’ten yaklaşık 11 Km. Otel’den yaklaşık 8 KM uzaklıktaki gölün yolunda akan dere etrafa ayrı bir güzellik veriyor. Berrak derenin sesini dinlemek ve  bu güzel manzarayı izlemek için mutlaka yol kenarında kısa bir mola vermek gerekiyor. Pırıl akan dere izlemeye değer.

Çubuk Gölü’nün doğası oldukça güzel. Hemen kenarında bulunan köy’ün geçim kaynağı ağırlıklı hayvancılık ve kısmen tarım. Eskilerde balıkçılık da gelir kaynaklarında biri olmuş. Çubuk Köy’ü bugün 25 hane civarında oldukça ufak bir göl. Halen yerleşik olan yaşayan köy halkı bulunmakta.

Gölün hemen girişinde bir film seti için oluşturulmuş yel değirmenleri bulunuyor. 2005 yılında Rüzgarlı Bahçe adlı dizi için bu binalar ve çevresi oluşturulmuş. Dizinin çekimleri durdurulmuş ama bu güzel binalar burada kalmış.

Çubuk gölünden karelerimiz:

Çubuk Göl’ündeki bu yapılar atıl şekilde duruyorlar. Belediye’ye bağlı bu yapılar çürümeye bırakılmış. Bir tanesinde bir tanesinde yerleşim var. Ancak diğerlerinin pencere ve kapıları bile açık. Bu yerler turizm bilinçli şekilde kazandırılırsa doğa’ya zarar vermeden çevrenin korunmasında katkısı olabilir. Maalesef göl’ün suyunun boşaldığı derede çok sayıda plastik atık bulunuyor. Göl vadinin yapısında da görüleceği şekilde çok derin değil. Internet’teki kaynaklar Göl’ün en derin yerinin 13 metre olduğu belirtmiş.

Havanın kararması ile otelimize doğru yol alıyoruz. Otelimiz Göynük Doğa Oteli. Yola çıkarken nerede kalacağız konusu belirlememiş, gezinin seyrine göre karar verelim istemiştik. Göynük’de gezerken Doğa Otel’in reklam tabelasını görünce Göynük’den arayarak yerimizi ayırtmıştık. Bu ana kadar otel hakkında fikrimiz yoktu.  Otel’in kapısını geldiğimizde Anadolu Üniversitesinin yapılarından biri sanki karşımızda duruyordu. Bu konuda da çok haksız değildik. Sonradan öğrendiğimizde burası Anadolu Üniversitesinin bir fakültesi olarak inşa edilmiş. Sonradan otele olarak restore edilmiş. Otel personeli son derece güler yüzlü ve ilgili. Fiyatlar ise ekonomik.

Aslında bu bölgede Gölcük ve Karamurat gölleri de görülmeye değer yerler. Ancak zamanımız buna elvermeyecek. Ziyaret ettiğimiz göllerin haritası:

Ertesi sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Mudurnu’ya doğru yol alarak Sünnet Gölü’ne gideceğiz. Göynük Mudurnu yolu her nedense yıllardır onarımda. Yolun bir kısmı asfalt değil ama düzgün.  Buradan gelirken sağda levhaları izlemek gerekiyor. Mudurnu – Akyazı – Göynük kavşağına gelmeden önce Sünnet Gölü’ne dönülüyor. Bu yolun devamında 8 KM ileri de Sünnet Gölü’nü görünüyor.  Sünnet Gölü’ne ilk olarak 2009 kışında gelmiştik. Geldiğimiz zaman her yer kar ve göl tamamen donmuş durumdaydı. Geceleyin dolunay ışığında sıfırn altındaki soğukta yürüyüşümüzü hatırlıyorum. Sünnet Gölü kıyısında bulunan “Mudurnu Doğa Yaşam Oteli” ve gölün güney (soldan giden yol) kısmında bulunan Pansiyon halen aktif durumda. Tıklayın: Sünnet Gölü 2009 Kışı

Sünnet Gölü’nden manzaralar:

Sünnet Gölü de bu bölgedeki diğer göller gibi heyelan gölü. Derenin yolunun üzerinde heyelan olunca önü kesilen dere birikmeye başlamış ve göl oluşmuş. İşte bu heyelan’nın olduğu yerin fotoğrafları.

Sünet Gölü çevresinde yaptığımız yürüyüşün sonrasında gölden ayrılarak Akyazı istikametine doğru yol alıyoruz. Henüz mevsim kış olduğu için yeşil doğa henüz kendini göstermiyor. Kapalı hava da bunun üzerinde olunca doğanın renginden uzakta kalıyoruz.Ama her yer böyle değil. Sünnet gölünden akan dere tüm yol boyunu izliyor. Fırsat bulup derenin bu sesini dinlemek gerekiyor. Tam dere kenarında nerede duralım derken yol üstünde gördüğümüz gölet nerede durmamız gerektiğini belirledi.

Bu güzel yerden ayrılarak Dokurcun’a doğru yol alıyoruz. Dokurcun’dan Sülükgöl’e çıkacağız. Mudurnu-Adapazarı yolunda Dokurcun kavşağından Dokurcun’a doğru dönüldükten 4-5 Km sonra Sülüklügöl kavşağına geliniyor. Yol üzerinde iki tane alabalık tesisi var. Sülüklügöl’den akan dere yine güzel manzaralar oluşturuyor.  Bu yolda yavaş gidilip çevre bol bol seyredilmeli.

Nuray’ın şansına her Sülüklügöl’e gelişimizde ya yağmur ya da Kar yağar. Bir kere dahil Sülüklügöl’ün o berrak sularında ağaç gövdelerinin derinliklere doğru gidişini göremedi. Sülüklügöl’de heyelan göllerinden. Heyelan alanını görmek yine oldukça kolay. Heyelan olduğundan vadidedki ağaçlar da su altında kalmış. Suların altına kalan bazı agaç gövdelerini halen görmek mümkün.

Sünnet Gölü her gelişimizde daha da kirleniyor. Bu doğal güzellikleri ziyaret edenler buldukları gibi bırakmayıp, çöplerini de yanlarında götürmeyip burada bırakıyorlar. Bu tür yerlerde yeme ve içmenin mümkün mertebe yapılmaması, yapılıyorsa da çöp varili olsa bile çöplerin en yakın yerleşim biriminde atılması gerekiyor.  Temizlenmesi ilk çare ama sonrasında gezenlerin buraları temiz tutması gerekiyor.

Dokurcun yoluna indiğimizde değirmenden çıkan suyun bize verdiği manzarayla karşılaştık. Hani kartpostallardaki manzara ve evlerde her şey idealdir. İşte o manzaralardan birinin içinde bulduk kendimizi.

Manzarayı seyrettik sonra İstanbul’a evimize doğru yola çıkarak bir gezimizi daha tamamladık. Bu bölgeye ilkbaharda tekrar gelmek gerektiğini düşünüyoruz.  Aslında en iyi ziyaret zamanı Mayıs-Haziran aylarında güneşli bir gün olacaktır .

 

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here