Sülüklügöl

0
95

Pazar günü hasta olmama rağmen Biblo’ya söz verdiğim Sülükgöl’e doğru yola çıktık. Bizimki her zamanki gibi süper enerjik vaziyette yolu seyrederek yolculuğunu geçiridi.

Sülüklügöl Tem’den Adapazarı’nı geçince Akyazı gişelerinden giriyorsunuz. Sonra Dokurca levhasını görünceye kadar devam. Dokurca levhasından sonra da köyde sorun hemen anlatırlar.
1300 metre yükseklikte olan gölde sülük yok. 1976 yılında gölü gören birisi Alabalık’ları salmış.. Alabalık bu durur mu? Çoğalmışlar ve sülüklerin hepsini bitirmişler. Kısacası adı var ama kendisi yok. Göl doluyken en derin yeri 34 metreymiş. Çevrede pek çok yabani hayvanda olduğu söyleniyor. Yazın kesin çadır kampı yapmaya geleceğiz..
Tırmanışa geçtik ancak bir süre sonra yolda çamurlu bir bölüme gelince riski göze almayıp arabamızı aşağıda bıraktık. Sırt çantamızıda alarak yola yaya devam ettik. İyiki de öyle yapmışız. Kesinlikle bu yol yürünmeli. Kenardan akan dere, küçük gölcükler anlatılmayacak güzellikteler.

Biblo küçük dereyi aşıyor.


Hasta hasta göle ulaşmak zor oldu. Ama gördüğüm manzara karşısında hastalık falan kalmadı. Hemen bu resmi çektiğim yerin arkasında ahşap kulübede çay yapılıyor. 2 YTL’ye bir demlik çay içebiliyorsunuz.


 
Göl kenarında çimenlere yayılmış yatarken yağmur yağmaya başladı. Hasta olmasam yatmaya devam edeceğim ama maalesef kalkıyorum ve son göl fotoğrafımı çekiyorum.

Bu resmin sonrasında hemen arkamızda bulunan ahşap kulübeye gidip çayımızı içtik. İçimizi ısıttı. Sonra gölün diğer tarafına doğru yürürken kar yağışı başladı. Tabi Biblo iyice ıslandı.

Biblo Hn kar görünce hemen değerlendirdi.. Çılgınlar gibi koşmaya başladı.. Ne yapsın küresel ısınmaya o da üzüldü.. Bu kış hiç kar göremedik.


ve dönüş yolculuğundayız. Biblo kar ve yağmurdan ıslanmış halde geri dönüyor. Her zamanki gibi arabada giderken ve akşamleyin uyudu durdu…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here