Safranbolu’nun sırları

0
261

Safranbolu’nun tarihi evleri ve lokumunu herkes bilir..Görülmeye değer çok şey vardır Safranbolu’da.. Evleri, safran çiçeği, tarihi.. Defalarca gittiğimiz Safranbolu’ya her zamanki gibi farklı bir açıdan bakıyor ve yeraltı zenginliklerini araştırıyoruz.. Sonuçlar inanılmaz…Safranbolu’nun altı sanki başka bir şehir..Okuyun görün..

Söylemeye gerek yok, gezi sabahı ilk kalkan Biblo ve başımızda biz kalkalım diye bekliyor. Niye mi? Akşamdan gezi hazırlıklarını görünce sabahı zor etmişte ondan. Yatakta başımda tepinen Biblo ile ayağa kalkar kalmaz koridorda ufak bir kovalamaca yaşadık önce..Bir sonraki adım da ise doğrudan kapıya gidip beklemek ve sabırsızlık sonucunda “Hav hav”ile çağırmalarını yapıyor. Sabırlanınca yanımıza gelip hazırlanmamızı hızlandırıyor.

Dışarı çıkınca sevinçten bahçede koşuşturan Biblo’yu kim tutar. Kulaklar geride son hız tavşan şekliyle koşuşturuyor. Bu arada biz malzemeleri ve eşyalarımızı çantalarımızı araca yüklüyoruz. İşte bir macera daha böyle başlıyor. Maceranın peşinden gidiyoruz..

Küre Milli Parkı ve tampon alanı projemizi gerçekleştirirken Safranbolu daime hep geçiş noktamız oldu. Safranbolu bu sefer geçiş noktası değil, araştırma bölgemiz. Bu araştırmaları yasal izinle yapıyor zaman zaman da yerel yönetimin desteğini alarak bu çalışmaları yapıyoruz. Çoğu zamanımız köylerde ve arazide geçiyor.

Düzce kanyonuna Düzce köyüne giderek erişiyoruz. Hazırlıklarımızı yaptıktan sonra köyden Hasan Şahin’nin rehberliğiyle yola çıkıyoruz. Suyun çıktığı noktaya kolayca erişiyoruz. Su içine gireceğimizden wetsuit’lerimizi giyip mağara içine giriyoruz. Önden ben ilerliyorum. Önceleri su dizime sonra boyuma kadar gelip derinleşince suyun içinde yüzmeye başlıyorum. Arkamdan Murat ve Erkin beni izliyor. Yüzmenin sonunda kayaya çıkarak mağarada ilerleyen koluna doğru ilerliyoruz. Ancak daralan kaya geçmemize izin vermiyor. Murat ve Erkin’e omuz verek üst tarafta genişleyen bölgeye geçişi sağlıyorum ama bu arada ben geri de kalıyorum. Sifonla biten mağara ilerliyor. İlerleyebilmek için gerekli malzeme yanımızda olmadığı için geri dönmek zorunda kalıyoruz. Mağara’nın serin sularında yüzerek girişe geliyoruz.

Üstümüzü değiştikten sonra kanyonu gözlemlemek için  biraz daha ilerleyip araçlarımıza geri dönüyoruz.

Kanyondan manzaralar:

Köy’de oturan  Hasan Şahin’nin evine giderek hem dinleniyor hemde Anadolu’nun misafir perverliği ile patates, yumurta, roka, marul ile birlikte enfes bir ziyafet çekiyoruz. Hasan Şahin ile konuştukça ortak yönlerimiz daha çok ortaya çıkıyor. Uzun bir süre Kdz.Ereğli’de bulunan Hasan Şahin ile Kdz.Ereğli sohbeti yapıyoruz. Bu misafirperverlik karşısında teşekkür ederek araştırmaya devam edeceğimiz Karapınar Köyüne doğru yol alıyoruz.

Aldığımız bilgilere göre vadiden akan derenin kaynağına göre ilerlememiz gerekiyor. Derekenarından ilk ilerleme sonuç vermeyince derenin diğer yamacından ilerlemeye devam ediyoruz. İlk yol ayrımında sola girdiğimizde derenin ilerlediğini görüyoruz. Ekip dinlenirken iki kişi olarak keşife çıkıyor ve vadide ilerliyoruz. Bir ara gördüğümüz bir kovuk tan fırlayan domuz heyecanlanmamıza sebep veriyorsa da yolumuza devam ediyoruz. Vadinin kapalı havza olmadığını ve olası mağaranın burada olmadığını düşünüyoruz. Grubun yanına geri dönerek iki derenin birleştiği noktaya gelip diğer dereyi izlemeye başlıyoruz. Çok kısa bir süre sonra derenin doğduğu yeri buluyoruz. Suyun kaynağına girebileceğimiz herhangibir nokta yok. Çevre araştırması da sonuç vermiyor.Bugünlük araştırmayı bırakarak otele geri dönüyoruz.

Ertesi gün Kastamonu yönünde olan bir vadide araştırmayı yapacağız. Bugün iki ayrı grup vadinin iki yamacında karşılıklı bulunan mağaralara gireceğiz. Ağzıkara mağarasına ölçüm için gidiyoruz. Ormanda bir ara yolumuzu şaşırıyoruz ve vadinin epeyce aşağısına düşüyoruz. Zorlu bir tırmanışla tekrar doğru yola geliyoruz. Tepenin en üstüne çıkınca vadiyi daha rahat görebiliyoruz. Vadi’nin her iki tarafında da bazen bazı noktalar dik yamaçlardan oluşuyor. Bir mağara bu dik yamaçların dibinde. Diğer grup  buraya 16-17 metrelik bir ip inişi ile inecekler. Bu grubu ip üstündeyken fotoğraflıyorum.

Yaklaşık 4 saat kadar bir süre mağara içinde ölçüm çalışması yapıyoruz. Mağara oldukça ilginç. 5 farklı katmandan oluşuyor. Küçük bir yarasa kolonisi bulunuyor. Mağaranın bazı bölümleri halen aktif ve oluşumlar devam etmekte.

Mağarada uzun süre kalabiliyoruz. Yanımızda mutlaka yiyecek, içecek bulunuyor. Yorulduğumuz zaman yemek ve içeceğimizi mağara içinde yiyoruz. Ölçümler son derece özenle alınırken yapılan sohbetler bir o kadar keyifli oluyor. Ölçüm üç kişi ile alınıyor. İki kişi istasyonları oluşturup klino, pusula ve metre ölçümlerini alıyor. Üçüncü kişi ölçümleri not ediyor, bir yanda da çizim çalışmasını kağıt üzerine yapıyor. Bu veriler sonucunda bilgisayar yardımı veya tamamen elle milimetrik kağıt üzerine çiziliyor.

Mağara içinde bir yandan ölçüm alırken bir yandan da oluşumları inceliyor ve biyolojik çeşitliliğe bakıyoruz. Zaman zaman böcek türlerini topluyor ve mağara içinde yaşama ait izleri bulabiliyoruz. Bu yüzden her bir mağara ilgi konusu oluyor. Kafa lambalarımızla binlerce yıldır ilk defa aydınlatılan mağaraları çoğu zaman ilk defa keşfetmenin keyfini yaşıyoruz.

Mağara ölçüm çalışması tamamlandıktan sonra mağaradan çıkarak geri dönüş yürüyüşümüz başlıyor. Bu arada mağara içinde çıkış sırasında vurduğum dizimin halen ağrıdığını fark ediyorum. Daha sonradan bu dizimde menisküs yırtığı olduğunu öğrendim. Bu yazıyı yazarken halen fizik tedavim devam ediyor.

Mağara ağzından bir kare:

Bu gezide Safranbolu’nun içinde büyük bir mağara bulunuyor. Mağara yaklaşık olarak 1 KM uzunluğunda. Safranbolu’nun altında buna benzer mağaralar olduğu ihbarlarını ve bu mağaranın ölçümlerini bir sonraki geziye bırakıyoruz.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here