Longos Ormanları, Kıyıköy

0
189

Bolu Aladağlar kampında Longos Ormanları, İğneada ve o bölgeden o kadar çok söz ettikten sonra en kısa zamanda o bölgeye keşif gezisi yapmak için sabırsızlanır duruma geldim. 4 Temmuz Cuma günü Nuray’dan gelen telefon “Ersin ve Esra yemekteyiz. Yarın nereye gidiyoruz?” sorusuna ise tek önerim İğneada oldu.

İğneada ile Kıyıköy arasında kalan bölgedeki ormanlara Longos ormanları deniliyor. Bu bölge dere ve göl açısından son derece zengin. Özellikle deniz kıyısındaki gölleri oldukça ilgi çekici. Bir yanınızda göl varken diğer bir yanınızda deniz olabiliyor. Mayıs-Eylül ayları dışında (Av yasağı zamanları hariç) iki tarafa da olta sallayıp hem deniz hemde göl balığı yakalabilir. Bu bölge Bulgaristan sınırına kadar sık ormanlık ve bol su kaynaklarını barındırıyor. Ancak kuraklıktan burası da nasibini hızlıca alıyor. Her ne kadar Istaranca dağ eteklerinde kalsada çok yüksek dağların bulunmaması derelerin ve göllerin daha hızlı kurumasına sebep veriyor. Geçtiğimiz göllerin hiç birine yanaşamadık. Bol sazlıkla çevrili göllerin sularını belki kışın görebilmek mümkün.

İğneada’ya giderken biz rotamızı Istranca Dağlarından yaptık. Ancak aslında daha kolay yol Sivriler Köyü üzerinden gitmek. Kıyıköy’e gider gibi yaparak Sivriler köyü yolunu izlemek hem dağları aşmaya gerek bırakmıyor hemde yolu kısaltıyor.

5 Temmuz sabahı yola bizim dağ keçisi Suzuki, Biblo, 4 arkadaş ve kamp malzemeleri ile birlikte yola çıktık. Edirne TEM’in Çerkezköy’den çıkış yaparak İğneada’ya doğru yöneldik. Biraz yavaş biraz da oyalanarak gittiğimizden 5 saat gibi bir sürede İğneada’ya varabildik. Ama amacımız daha sakin bir ortamda, özellikle Longos ormanları ile deniz arasında kamp yapmak olduğu için Longos ormanlarına daldık. Ama ne dalış…4 saat gibi bir süre orman içinde dolandıktan sonra ancak kampımızı kurabildik. Zaman zaman yolu görmeden dallar arasında, zaman zaman yolumuzu kesen ağaçın çevresinden dolanarak, kuma batmamaya çalışarak zorlu ormanı yolunu boydan boya Kıyıköy’e kadar aldık.

Longos ormanlarının kıyıya yakın bölgesinde takip ettiğimiz yolun GPS kaydı:


İğneada tarafına geldiğimizde daha önceden Murat’tan aldığımız tarife göre Alabalık ve Su kaplumbağalarının bulunduğu dereyi bulduk. Ancak derenin debisi son derece yavaşlamış halde bulduk. Bu mevsimde normal olarak derelerin akışları ve suları iyice azalmıştı. Sıcakta zorda olsa su kaplumbağaı görebiliriz ümidi ile Ersin’le çevreye bakındık ancak bir kaç ufak alabalık görebildik. Bu derede kırmızı benekli alabalık varmış. Ancak balıkları gözlemlemek için saatin uygun olmaması, daha fazla zaman kaybetmeden yola çıkmamızı gerektirdi.

Sonrasında İğneada’da biraz nefe alıp, çayımızı içtikten sonra kamp yerimizi seçmek için Longos ormanlarına daldık. Önceleri yol son derece düzgünken, zaman zaman yol bitti ağaçlar arasında ilerledik. Ağaçlar arasında yol alırken Ersin’de bol bol Video kaydı yapmayı ihmal etmedi. Bu arada araça o kamp malzemeleri ve Biblo ve dört kişi hiçde kolay sığmadık 🙂

Longos ormanlarına daldığımızda iki şey görmeyi ümit ediyorduk. Dereler ve göller. Ancak bir dere geçişi yaptık. Diğerlerinin tamamı ise bu mevsimde kurumuşlardı. Göllerin ise görmek mümkün olmadı. Suları iyice azaldığından ve çevresi yoğun sazlık olduğundan gölleri göremedik.

1 saat sonra kamp yapmayı ümit ettiğimiz kıyıya ulaşabildik. Ancak yanına vardığımız Saka gölü neredeyse tamamı kurumuş ve bataklık haline gelmiş durumdaydı. Yakın bir yerde de su kaynağı olmayınca bu bölgede kamp kurmaktan vazgeçtik. Sarı kuma sahip sahilin büyüklüğü ise etkileyiciydi aslında.
Hemen kıyıda gördüğümüz yerleşim birimine benzer noktaya ilerlemek için karar aldık. Asıl zorlu yolu burada aldık. Görünmez yol içinde zaman zaman dalları yara yara, zaman zamanda derin traktör izine düşmeden yol almaya çalıştık. Orman içinde yol bulmak çok kolay değil. Zaman zaman çatallaşan yollarda yön tayin etmek zor olabiliyor.

Kıyıköy’e vardığımızda neredeyse hava kararmak üzereydi. Çadırlarımızı Kıyıköy sahile tepeden bakan bir noktada kurduk. Ersin sucuklarımızı hazırlarken bende çevreden odun toplayarak iş bölüşümü yaptık. Ersin her zamanki gibi çift gözlü ateşini yaktı. Ersin’in bu yöntemi ile uzun süre kor sağlanabiliyor.

Kampımızı kurduğumuz yerden Kıyıköy fotosu:
Sabah kalktığımızda acıktığımızdan sanırım hiç vakit kaybetmeden çadırlarımızı toplayıp, Nuray’ın belirlediği kahvaltı yerine gittik. Enfes kıyıköy manzarası ve lezzetli köy kahvaltısının keyfini uzun süre çıkardık.

Bu bölgenin Sonbahar ve İlkbahar aylarında çok daha güzel olacağı kesin. Özellikle sonbaharda ormanın sararan yaprakları ve İlkbaharda çoşan derelerini görmek gerekiyor.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here