Temmuz sıcağında üşümek

1
322

Saat 16:00..Havalara uçuyorum. İstanbul’a telefon açıp, “Hazır mısınız?”,”Nerede”, “Saat Kaçta” gibi bilgi sorularımı Nuray’a heyecan içinde soruyorum. Bursa’dan hızla Sakarya’ya doğru yol alıyorum. Haftanın iş temposunu güzel tamamladıktan sonra yayla kampına yolculuğum bu şekilde başladı. Nuray ve beraberinde yedi kişi bu akşam Soğucak Yaylasında buluşacağız. Bu hafta hem eğlenecek hem de çalışıp iyi sonuçlar elde etmek istiyoruz.

Kamp yerimiz Soğucak Yaylası. Rakım 1200 metre. Hava serin ve temiz. Soğucak Yaylası bilgileri Soğucak’da Yeni Keşif daha önceki yazılarımızda var. 30.Mayıs’da geldiğimiz Soğucak Yaylasında yarım kalan iki işi birden bitirmeye çalışacağız. İlki Soğucak Mağarasının ölçümlerini devam ettirmek ve mümkünse tamamlamak. İkincisi ise söz edilen ikinci mağarayı bulmak için Yüzey Araştırmasını yapmak. Soğucak neredeyse ikinci adresimiz olacak.

Kamp alanımızı bulup yerleştikten sonra yemek faslı başlıyor. Biblo da bu arada hava karardığı için dibimizden ayrılmıyor. Ya Nuray’ın yanında ya da benim. Kamp alanında kim kalıyorsa onun yanında kalmayı tercih ediyor. Akıllı kız güvende olmayı seviyor.

Kamp’tan bir kare:

Soğucak Kamp

Geceleyin yattıktan hemen sonra yoğun bir silah atışı duyduk. Soğucak Yaylası’nda yay sakinleri bunu hep yapıyorlar. Geçen senede aynı şeyle karşılaşınca yaylada koyunlarını otladan çoban Koray’a bunun sebebini sormuştum. İlk olarak Kurt ve yabani hayvanları uzaklaştırma olduğunu söylesede, birazda Karadeniz kültüründen geldiğini de saklamadı. Silahların ne kadar devam ettiğini bilmiyorum ama ben uyuya kalmışım.

Sabah her zaman olduğu gibi Ali Yamaç’ın sesiyle uyanıyoruz.  Kahvaltı ertesi, malzemeleri hazırlayıp yola koyuluyoruz. Grubumuz ikiye ayrılıyor. Nuray bir grupla birlikte mağara ölçümüne giderken, bende yüzey araştırma ekibiyle diğer mağarayı araştıracağız. Nuray mağarayı biliyor, ben ise daha önceden yapmış olduğumuz yüzey araştırma yerini.

Biblo ise mağarayı sevmediği için bize katılmayı tercih edeceği için ona sormadan ekibimizin bir parçası yapıyoruz.

dsc_1417

Temmuz sıcağından yürümek zor oluyor. Eğimli bir noktada araştırma başlayınca Biblo için tehlike artıyor. Bu durumda ben Biblo ile kalıp Murat ve Barbaros’tan haber bekliyorum. Biblo ile dinlenirken:

dsc_1443

Sonrasında mağara ağzındaki çaşrak’ın olduğu tahmin edilen yere doğru iniyoruz. Ancak indiğimiz yamaç’ın son derece dik. Yaprak ve bitki örtüsü de işimizi bazen güçleştiriyor. Biblo bazı yerlerde korktuğu için kucağıma almak zorunda kalıyorum. Bu durumda da tek elim boşta kalabiliyor.

dsc_1448

Neyseki inişten sonra Murat, Barbaros’la ikimize mağarayı bulduğuna dair haber veriyor. 3 saat gibi kısa bir sürede mağaranın girişini bulabiliyoruz. Mağara’ya Biblo dahil hepimizi giriyoruz. Mağara’da su olduğu görünce Biblo’yu sırt çantamıza alıyoruz. Mağara içinde bir saati aşkın bir süre keşif yapıyoruz. Aslında bu mağara daha önceden MTA tarafından bulunmuş ve çizilmiş. Ancak oldukça zaman geçmiş durumda. Biz bu keşifte ise yeni bir yan buluyoruz ve bir sonraki sefere ölçüm için gelmek gerekliliği ortaya çıkıyor.  Mağara’nın adı Üfleyen mağarası. Adı gibi yoğun bir hava akımı bulunuyor.

Mağara çıkışında Murat, Barbaros ve Biblo:

dsc_1471

Dik yamaç’ın çıkışı da kolay olmadı. Ağaçlık alanın daha zorlu olduğunu düşündüğümüzden büyük taşlardan oluşan çaşrak üzerinde çıkmaya karar verdik.

dsc_1484

Geri döndüğümüzde diğer grup kamp alanına ulaşmış, dinlenir vaziyette bulduk. Mağara’nın devam ettiği ve daha çok iş olduğu haberini alınca sevindik. Hal böyle olunca iki ekip halinde mağaraya girme kararı alarak mağaraya ölçüm setleriyle birlikte girdik. Bu sefer Biblo kamp alanında kalan iki kişi ile birlikte kalıyor.

Mağara ölç ölç bitecek gibi görünmüyor. İkinci girişimizde 5.5 saat’i aşkın bir süre sonunda üşüyerek mağaradaki çalışmamıza son verdik. Mağara da halen ölçülecek kollar bulunuyor bu yüzden de henüz işimiz bitmedi.

Nuray’la ölçüm sırasında çalışırken:

ss854572

Süslü galeri diye adlandırdığımız bölüm:

 

ss854562

Yüzey araştırması üzerine mağara ölçümü de girince dokuz saati aşan bir çalışma hepimizi yordu. Kamp alanına döndüğümüzde Lumi ve Sebahat’in hazırladıkları yemekleri yiyerek kendimize geldik. Biblo her zamanki gibi önce ağladı sonra da yemeğin arkasından Nuray’ı kucağından uyudu.

Pazar günü sabah kahvaltısı ardından toplanarak öğlene doğru tekrar İstanbul’a döndük. 2 geceyi kapsayan kamp, dokuz saatlik mağara çalışmamız oldukça keyifli ve verimli geçti. Stresten uzakta pazartesi büyük bir keyifle işe başlayabileceğimiz için çok şanşlıyız.

1 YORUM

  1. Biblo’nun web sayfası yavaşça sizin web sayfanız haline dönmeye başladı, dikkatinizi çekerim. Artık şu Biblo’ya bir kask ile kafa lambası ayarlayın, ayıp oluyor.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here