Dostluğun Gezisi

0
531

Bu hafta sonu farklı. Gezimizi çoçukluk dostum Şeref Alpago ve ailesi ile yapıyoruz. Hep birlikte Samanlı Dağları ile Köroğlu Dağları civarını keşfedeceğiz. Mümkün olursa bir kaç göl, bir de yayla ziyareti yapacağız.

Sabah erkenden buluşuyoruz. Kahvaltı için durağımızı Yuvacık barajında Mahir’in yeri olarak belirledik. Dere kenarına kahvaltımızı yapıyoruz.

Şeref ve Ceyda:

Derin 3 yaşında. Dünya tatlısı.. Biblo ile inanılmaz iyi anlaşıyorlar :

 

Yuvacık’da kahvaltı sonrasında Akyazı civarındaki Sultanpınar Yaylasına doğru yola koyuluyoruz.

Haritamız. Adapazarından devam ederek Akyazı çıkışından çıkıyoruz. Ilk durağımız Beldibiköyün’den yukarı çıkıp Boztepe köyü’ne varmak . Oradan da bu bölgenin en eski ve en kalabalık yaylalarından olan SultanPınar yaylasına erişeceğiz.

SultanPınar Yaylası haritadan görünümü:

Yaylaya erişim Beldibi Köyün’den sonra yaklaşık 16 Km. Yollar ise stabilize ama son derece düzgün. Yaylada çok sayıda yayla evi bulunmakta. Hatta Pansiyon bile bulunmakta. Yaylada elektrik-su gelmiş durumda. Kısacası o bakir saydığımız yaylalardan değil. Yaylanın yüksekliği ise 1200 metre.

Yayla’ya çıkış yolundan kareler:

 

Boztepe Köyü’nü geçtikten kısa süre bir sonra Sultanpınar Yaylasına varıyoruz. Yaylanın kalabıklığına şaşıyoruz. Yayla’da kimse olması ummuyordum ama yaylanın tepesindeki kahve açık ve sıcak sobaları var.

Kahvede soba yanıyor ve taze çay var:

Sultanpınar yaylasından tekrar Beldibi’ne dönüyor ve Dokurcan’dan Sülüklügöl yoluna giriyoruz. Bu sefer hedef Sülüklügöl. Sülüklügöl pek çok ziyaret ettiğimiz ve hikayesi enteresan bir yer. Nuray ile ne zaman buraya gelsek ya yağmur ya da kar yağar. Bu sefer hava fena değil ama yine de sisli.

Derin ve annesi Ceyda aynı karede ama farklı kareler peşindeler. Derin’e verdiğimiz fotoğraf makinesi ile çektiği fotoğraflar bir kı çoçuğunun bakış açısını oldukça güzel gözler önüne serdi. Her şeyden önce ilk defa eline aldığı fotoğraf makinesini hemen kullanabilmesi ve düzgün fotoğraf çekmesi Derin’in kabiliyetinin yanısıra yeni nesilin elektronik cihazlara ne kadar yakın olduğunu kanıtlıyor.

 

Her ziyaretimizde Sülükgöl’ü biraz daha kirlenmiş buluyoruz. Kirletenler ise bu güzelliği görmeye gelenlerler. Doğayı seviyoruz, onunla olmayı seviyoruz diyenler, Sülüklügöl’ün zorlu yolunu aşıp buraya gelenler. Çok yazık ki sözde kalan bu söylemler yüzünden Sülükgöl ve çevresi hızla kirlenmekte ve göle’de bu kirlilik hızla bulaşmakta. Her nedense çöplerini bırakıp birilerinin buradan almasını bekleyen zihniyetler yüzünden gelecek nesil sülüklügöl’ü bu güzelliğini sadece bizim fotoğraflarımızdan izleyecekler. Bu yüzden bu güzellikten bir kaç kare daha:

Sülüklügöl’den inerek Dokurcun yolundan Mudurnu’ya doğru ilerliyoruz. Mudurnu girişinde bulunan Mudurnu konağında karnımızı doyuruyoruz.

Mudurnu’da kısa bir turdan sonra Sünnet Gölü kıyısında bulunan otelimize gidiyoruz. Akşam üstü vardığımızda hava neredeyse kararmak üzere.. Yine de ışığı yakalıyoruz.

Sünet Gölü Doğa Otel’inden pek çok kez kaldık. Ancak neden odalarının göl manzarası olmadığını bu güzel manzaraya pencere açılmadığını anlayamıyoruz. Odamızdan kısıtlı da olsa göl manzarası:

Göl seviyesi en üst seviyede..

Günün son ışıklarında Nuray’ı kareliyorum.

Sabah kahvaltısı öncesinde erken kalkıp havanın durgunluğundan faydalanarak bir kaç güzel göl fotoğrafı daha karelemeyi başarıyorum.

İskele su ile sınırda. Su normalde Kışın ve Yazın bu iskele seviyesinin çok altındadır.

 

 

Arkasından yavaş yavaş herkes uyandı. Kahvaltı yapıp yine göl kıyısına indik. Yağmur arkasında toprak kokusu her yeri sarmış halde. Göl ise daha bir uyanmış. Esen rüzgar çevreden ormanın kokusunu buram buram getiriyor. Sessizliğin ortasında kalarak hepimiz çevreye bakınıyor, gözlerimizi ruhumuzu doyurmaya çalışıyoruz. Öyle açızki orada olmak, koklamak, görmek yetmiyor..

 

 

Derin çoşkulu..Göl, ördekler, bizlerdeki pozitif enerji Derin’nin yerinde durmasına engel…Burada bir tek çoçuk ruhlu Derin değil. Şeref’in gözler küçük göldeki karşı kıyılara uzanırken Derin’i hareketsiz yakalamayı başarıyorum…

Bugün Genel Seçimler yapılıyor. Otelimizden ayrılarak İstanbul’a doğru dönüş yoluna gidiyoruz. Oyumuzu kullanıp vatandaşlık görevimizi yerine getireceğiz. Zamanımız var.. Bu yüzden yolumuz üzerinde bulunan Çubuk gölü’ne de uğruyoruz.

Bu bölgede pek çok heyelan gölü bulunuyor. Bu göllerin bir kısmı derelerin önüne heyelan olması ve vadilerin göl haline gelmesi ile oluşmuş durumda. Bu gezimizde ziyaret ettiğimiz üç gölde yakın zamanlarda heyelan ile derelerin önünün engellenmesi ile oluşmuş göller.

Çubukgöl’ü ile Sülükgöl dağın iki ayrı yamacında yer alıyorlar. Sülükgöl ile Çubukgöl’ü çok yakınlar..

Çubukgölü ÇubukKöy’ün kıyısında yer alıyor.Çubuk Köy’ü hayvancılıkla ve balıkçılıkla geçiniyor. Çubuk göl’üne farklı zamanlarda ziyaretlerimizde farklı güzelliklerini gördük. Şimdi her zamankinden daha yeşil halde görüyoruz.

Film setinden kalan binala halen güzel görüntüler oluşturuyor.

Çubukgöl’ülün büyüleyici havasından ayrılmak çok da kolay olmuyor. Çubukgöl’ünü ziyaret olacak olursanız Çubukgöl’ü yolu üzerindeki derenin sesini kuş cıvıtıları içinde dinlemeyi unutmayın. İstanbul’a dönüş yoluna doğru gidiyoruz..Oy kullanacağız..

 

 

 

 

 

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here