Çiğdem Yaylası

0
141

Bu hafta sonu Pazar gününün yağmurlu olacağını görünce bizde Cumartesi (20.09.2008) gezmeye karar verdik. Gezileri yapmadan önce hava durumunu bir kaç bilgi kaynağından izlemek ve doğrulamak gerekiyor. Özellikle dağlardaki ve şehirlerdeki hava durumu oldukça farklı olabiliyor. Bu yüzden de yağmur ihtimalini göz önünde bulundurarak hep hazırlıklı oluyoruz.

Biblo ile Cumartesi sabahı Çiğdem Yaylasına doğu yola çıktık. Biblo 3 haftadan beri gezi yapmadığımızdan sevinçli moda geçti bile. Çiğdem Yaylası Adapazarı Dokurcun’da bulunuyor. Elmacık dağının tepesinde yer alan bu yaylanın çok adını duymuş ama gitmek için zaman bulamamıştık. Kısaca gezi haritamız ve bilgileri

İstanbul’a Uzaklık: 196 KM
Toplam Alınan KM: 426 KM
Ulaşım Süresi: 3 Saat 20 Dakika
Rakım: 1436 metre (Çiğdem Yaylası)

Çiğdem Yaylasının haritasını Dokurcun’dan itibaren verdim. TEM’den Akyazı Gişelerden çıktıktan sonra Akyazı istimaketine doğru Dokurcan’a kadar gidiliyor. Dokurcun çarşıya girince köprüyü geçmeden önceki sol taraftaki dar sokak’dan girildiğinden 19 KM sonra Çiğdem Yaylasına erişmek mümkün. Hep stabilize yolu takip ederseniz doğruca Çiğdem Yaylasına varabilirsiniz. Yol ayrımlarında hep sağı tercih edin tabi stabilize yolu terk etmeyin. 1367 metrede T şeklinde bir yol ayrımı göreceksiniz. Buradan sola yukarı doğru dönmeniz gerekiyor. Bu ayrımdan 1.6 Km sonra yaylaya ulaşılıyor.
Dokurcan’a geldikten sonra alışverişimizi yapıyoruz. Gezilerde yemek ihtiyacımızı genelde gittiğimiz yerlerden alıyoruz. Amaç yöre halkına para kazandırmak. Dokurcun’an ayrılıp yayla yoluna girdiğimizde hem Biblo’nun hemde kendi çamımı sonuna kadar indiriyorum. Teneffüs ettiğimiz havayla kendimiz geliyoruz. Yayla yolu ise oldukça keyifli. Acele etmeden yavaş yavaş çevreyi seyrederek gidiyorum.
GPS’imizinde yardımıyla 19 KM sonra yaylaya varıyoruz. Yaylanın otları yazın güneşi ile sararmış. İlkbahardaki halini görmek lazım aslında. Çiğdem çiçekleri varmıdır diye merak ediyoruz. Önce yaylayı baştan sonra araçla bir turluyoruz. Çok sayıda yayla evi dikkatimizi çekiyor. Betonerme yayla evleri ise özellikle görüntüyü bozuyorlar. Az sayıda çok eski yayla evi gözümüze çarpıyor. Yaylanın camisi bile bulunuyor.



Araçımızı park ettikten sonra Biblo ile yaylada yürümeye başladık. Çok eleştirisel olmak istemiyorum ama şenlikten kalmış olduğun düşündüğüm çöpler öbek öbek yaylada halen duruyor. Yayladan daha uzaklaşmak için yaylanın ucuna doğru yürümeye devam. Oranın daha sakin ve doğa ile iç içe olacağımız düşünüyorum.

Ormana yaklaştıkça etrafda bol bol çiğdem çiçeklerini görmeye başladık. İlkbaharda etrafın bunlarla kaplandığını görmek çok güzel olur.

Ormana dalarak yürüyüşümü sürdürdük. Yolumuz tekrar ana yolla kesişti. Araçla geçerken gördüğümüz orman işçileri ile bu sefer sohbet imkanı bulduk. Ormancılar tarafından işaretlenen ağaçları kesip, balta ile tek tek soyuyorlar. Zaman ve insan gücü gerektiren bu çalışmayı 20-25 kişi gerçekleştiriyorlar. Yol üzerinde böyle pek çok çalışma var. Bu işlemi yaparken ormandaki diğer ağaçlara zarar vermeden yaptıklarını da anlatıyorlar.

Yayla girişine geldiğimizde yürüyüşten yorulduk ve kendimizi toprağa serdik. Biblo’da yorulmuş olacak ki, çevreye bakındıktan sonra sırt çantama dayanıp yattı. Ne de olsa öğle uykusunu henüz uyumadı. Burada yaklaşık bir saat kadar durduktan sonra aracımızın yanına doğru tekrar yürüyüşümüze devam ettik.

Çiğdem yaylası geniş alana sahip. Yaylanın etrafında sarı çam ve göknar ağaçları hakim. Yayla olunda ise ağırlıklı kayın ağaçlarına rastlamak mümkün. Yayla oldukça büyük bir alana sahip. Yayla evleri ise iki farklı bölgeye yer alıyor. Büyük olan kısım yaylanın camisinin bulunduğu yer.
Orman işçileri ile konuştuğumuzda farklı bir yoldan başka bir yaylaya geçiş yapılacağından söz ettiler. Bende denemek üzere bu yolu tercih ediyorum. Ancak yol diğer yola göre bozuk. Ancak orman içinde ilerleyiş çok daha keyifli.

GPS ile izlediğimiz yolda yanlış yol ayrımından aldığımızı gördüm ancak zaman kısaldığı ve hava kararmaya 2 saat gibi bir süre kaldığından yoluma devam ettim. Yukarıda harita görünen sağdaki yol dönüş yolumuz. Eğer sağda yolda en uctan ileri doğru gitseydim bir sonraki yaylaya erişmiş olacaktık. Neyse bunu da bir sonraki zamana bırakıyorum.

Dönüş yolculuğundan Biblo tüm ormanı camdan izledi. Dokurcan’a inerken yoldan koşa koşa geçen kızıl sincabı görünce hemen aracımızı durdukdum. Palamut ağaçlarının arasına karışan sincabı bir daha görebilirim umuduyla fotoğraf makinamla bekledim ama bir daha sevimli sincabı göremeden oradan ayrılmak zorunda kaldık.

Asfalt yola çıkınca Biblo camdan bakmayı bırakarak arka koltuğa giderek eve kadar yattı. Bir gezimizi daha stres atarak tamamladık. İlkbaharda Çiğdem yaylası ve çevresinin bir daha keşfetmek gerekiyor.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here